PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU`NA KATILDIK
- Yayına Giriş Tarihi
- 05.04.2016
- Güncellenme Zamanı
- -
- Yayınlayan Birim
- ANKARA
Türkiye Büyük Millet Meclisinde çalışmaları yapılan ve Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunda, Kanal İstanbul ile ilgili İmar Kanununda, Kanal İstanbul ve İstanbulun Avrupa Yakasında kalan diğer mega projelerle ilgili Mera Kanununda değişiklikler içeren Torba Yasayla ilgili Odamız görüşlerini sunmak üzere 30.03.2016 tarihinde Şube Başkanımız Emre Sevim ve Şube Sekreterimiz Gözde Güldal ile Plan ve Bütçe Alt Komisyonuna, 31.03.2016 tarihinde Genel Başkanımız Orhan Sarıaltun ve Şube Sekreterimiz Gözde Güldal ile Plan ve Bütçe Komisyonuna katıldık.
Söz konusu komisyon toplantılarda kamuoyunda Afet Yasası olarak bilinen yasanın tartışılmaya başlandığı tarihten itibaren afet duyarlılığını bir kalkan olarak kullanarak inşaat sektörünü palazlandırmayı ve yeni rantlar yaratmayı hedefleyen şekilde kullanabileceği yönündeki kaygımızı kamuoyuyla paylaştığımızı ve maalesef ki yasanın bugüne kadarki uygulamalarının bizi haklı çıkardığını belirterek yasanın değişikliklerle değil bütün olarak ele alınarak yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguladık.
Torba yasa taslağında daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen ve uygulama bütünlüğü bakımından riskli olmayan yapıların da riskli olarak değerlendirilebileceğini belirten 3. maddenin 7. fıkrası tekrar düzenlenerek yer almış ve değerleme çalışmalarında yapının riskli olmadığı gözetilmek kaydıyla ibaresi eklenmiştir. Yine daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen riskli ve rezerv yapı alanlarında imar ve yapılaşma faaliyetlerinin durdurulabilmesinin önünü açan 4. maddesinin 1. fıkrası ise durdurma süresinin 2 ile 3 yıl arasında yapılabileceği ifadesi getirilerek kısıtlanmasını içermektedir. İlk maddede yapının riskli olmadığı gözetilmek kaydıyla ifadesinin muğlak bir ifade olduğunu, ikinci maddede ise kazanılmış imar haklarının sınırlandırılmasının hak gaspı olarak algılanabileceği uyarısında bulunduk.
Kanal İstanbul ve İstanbuldaki diğer mega projelerle ilgili olarak ise planlama mesleğinin bütüncül bir anlayışla işletilmesi gerektiğini vurguladık ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında bu projelerin hiçbirinin olmadığını söz konusu projelerin bu planı işlemez hale getirdiğini ve planlama mesleğinin bütüncül anlayışına aykırı olduğunu vurguladık. Söz konusu projelerin İstanbul kentini içinden çıkılamayacak kaoslara sürükleyecek projeler olduğunu ve asıl hedeflerinin kamu yararından ziyade rant yaratmak olduğunu belirttik.
İmar Kanunuun 18. maddesinde değişiklik öneren ve "su yolu" ibaresini de DOP kapsamına alan yasa maddesi ile ilgili olarak ise 18. maddenin amacının "düzenlemeye alınan yerlerin gereksinimi olan" ifadesi ile gayet açık olarak ortaya konduğunu Kanal İstanbul projesinin ise düzenlemeye alınan yerlerden ziyade uluslararası hedeflerle ortaya konan bir proje olduğunu ve söz konusu yasa değişikliğinin İmar Kanunuun temel mantığına dahi aykırı olduğunu belirttik