KÖY ENSTİTÜLERİ VE ANITLAR VE SİTLER GÜNÜ HAKKINDA 18.04.2009 TARİHLİ BASIN AÇIKLAMAMIZ
- Yayına Giriş Tarihi
- 18.04.2009
- Güncellenme Zamanı
- 03.03.2026
- Yayınlayan Birim
- ANKARA
18 Nisan, Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi ICOMOSun teklifi ile 1983 yılında Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) tarafından Dünya Anıtlar ve Sitler Günü ilan edilmiştir. Amaç, anıtlar ve sitler ile ilgili etkinlikler düzenlenmesi yolu ile korunması gereken kültürel ve tarihi miras hakkında duyarlılık yaratılmasıdır. ICOMOS her yıl üzerinde durulacak bir tema belirleyerek etkinliklerini bu tema çerçevesinde gerçekleştirmektedir. 2009 yılı için belirlenen tema "Miras ve Bilim"dir.
Miras ve Bilim teması, mimari ve endüstriyel mirastan, koruma ve restorasyon bilimine kadar geniş bir çerçeve çizmektedir. Bu geniş çerçevede bizim bu yıl üzerinde durmayı seçtiğimiz konu ise; her biri birer bilim, kültür ve çağdaş eğitim anıtı olan Köy Enstitüleridir.
Cumhuriyetin eğitimde Rönesans dönemi olarak nitelendirilen Köy Enstitüleri 17 Nisan 1940 yılında kurulmuştur. Uygulamalı eğitim sistemi olarak halen önemli bir deneyim olarak değerlendirilen bu okullar Cumhuriyetin, aydınlanma döneminin ve Türkiyenin aydınlık geleceğinin yapı taşlarından biri olmuştur. Amaç, maddi imkânları bilimsel eğitim almaya yeterli olmayan köy çocuklarına eğitim vermek, onları kendi köylerine eğitimci olarak göndererek eğitim hamlesini tüm ülkeye yaymaktır. Karma eğitim yapılan bu okullarda "İş İçinde Eğitim" ilkesi benimsenmiştir. Köy Enstitülerinde uygulanan eğitim ve öğretim yöntemi, öğrenciyi merkeze koymuş ve onun etkin kılınmasını temel almıştır. Enstitülerde, bulunabilen teknolojinin yoğun olarak kullanılması esas alınmıştır. Türkçe, matematik, fen bilgisi, müzik, kooperatif, tarih, coğrafya gibi derslerin yanı sıra; tarla ziraatı, bağcılık, sebzecilik, ağaççılık, hayvan bakımı, arıcılık, tavukçuluk, balıkçılık, yapıcılık, demircilik, marangozluk, dülgerlik, dokumacılık, el sanatları gibi uygulamalı derslere de yer verilmiştir. Önce Çifteler, Kızılçullu, Gölköy ve Kepirtepe öğretmen okulları Köy Enstitülerine dönüştürülmüş, ardından diğer köy enstitüleri, tuğlasının pişirilmesinden sandalyelerinin yapımına kadar öğrenciler ve eğitmenler tarafından inşa edilmiştir.
Köy Enstitüleri, öğrenci merkezli, konuşan-kendini ifade edebilen-üreten öğrenciler, halkın çıkarlarını savunan, demokrat, bilimsel düşünen insanlar yetiştirmiş ve ülkemizin önde gelen birçok bilim ve edebiyat insanı bu kurumlarda yetişmiştir. Bilimi kırsal alana taşıyan, köylüye sıtmanın sivrisinekten bulaştığını, trenin buharla çalıştığını anlatan, bataklığı kurutmayı, okul binası ya da köprü yapmayı, yaralının yarasını sarmayı, pulluğun nasıl kullanılacağını veya tamir edileceğini, ıslah edilmiş tohum ekmeyi doğrudan öğreten bir bilim ve eğitim projesi olan Köy Enstitüleri tarihimizin en önemli bilim mirasıdır.
Diğer taraftan, bu okulları maddi imkansızlıklar içinde, gece gündüz çalışarak, elleriyle inşa eden öğrenci ve eğitmenler eşsiz bir mimari miras yaratmışlardır. Bunun bize en yakın örneklerinden biri Ankaraya 35 km uzaklıkta bulunan ve 1941 yılında açılan Hasanoğlan Köy Enstitüsü ve 1942 yılında Türkiyede kurulan 21 köy enstitüsüne eğitimci yetiştiren bir "üniversite" olarak kurgulanan Hasanoğlan Yüksek Enstitüsünü barındıran yerleşkedir. Projesi yarışmayla elde edilmiş ve binaların yapım sürecine tüm Köy Enstitülü öğrenciler katılmıştır. Berber dükkânından matbaa binasına 39 adet yapı ve bir çocuk parkı barındıran yerleşkede Anadoluda binlerce yıl sonra kurulan ilk amfi tiyatro da bu öğrenciler tarafından inşa edilmiştir. Yapılarının bir kısmı halen Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesi olarak kullanılan, bir kısmı da boş olarak çürümeye terkedilmiş olan Hasanoğlan Köy Enstitüsü Yerleşkesi bugün Koruma Alan sınırı içindedir.
Köy Enstitülerinin kuruluşunun üzerinden 69, kapatılışının üzerinden ise 55 yıl geçmiştir. Son derece başarılı bir eğitim sistemine sahip Köy Enstitülerinin kapatılmasına yol açan siyasi argümanlar bugün geçerliliğini yitirmiştir. Ezber ve tekrara dayalı "teorik" eğitim sistemimizden vazgeçilerek, üretime ve uygulamaya dayalı bir eğitim sisteminin yeniden kurulmasına duyulan ihtiyaç şüphesizdir. Diğer taraftan birlikte çalışma kültürü ve bilim-teknik alanında ulusal gelişme azmi ile inşa edilen Köy Enstitüleri bina ve yerleşkelerinin anıt ve sit alanı olarak korunması ve kent yaşamına eklemlenerek yeniden işlevlendirilmesi için girişimlerde ise geç bile kalınmıştır. Bu kültür, bilim ve eğitim mirası tamamen yok edilmeden harekete geçilmeli, Hasanoğlan Köy Enstitüsü için TMMOB bünyesindeki Odalar tarafından 2007 yılında gerçekleştirilen Fikir Projesi Yarışmasının örnekleri çoğaltılarak kamuoyuna bu tarih ve miras tanıtılmalı, tarihi ve kültürel değerler hakkında farkındalık arttırılmalıdır.
TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi